Son Yazılarım
- örgü bebek hırkası
- örgü bluz modelleri
- 2009 YAZLIK ÖRGÜ MODELLERİ
- Conrad Hotels
- UC4 White Papers
- Piezo-actuation and PIEZOMECHANIK
- Server Technology
- Maranki Hoca Milyonları Ekrana Kilitledi!
- MİKTARLARI YÖNETİN KALORİYİ İNDİRİN
- ULTRASONİC CONCENTRATİON MEASUREMENT
- LAND & SEAS DYNOMİTE CHASSİS DYNAMOMETER SYSTEMS COMBİNE
- CUSTOM STACK ANALYSİS
- DDR-150 ROTARY POSİTİONİNG
- OSCİLLOSCOPE FEATURE FOCUS
- The RTOS Motto: On Time And On Budget
- dekoratif objeler
- YATAK ODASI VE YATAK ÖRTÜSÜ
- LACİVERT NEVRESİM TAKIMI
- TURKUAZ NEVRESİM TAKIMI
- SARI NEVRESİM TAKIMI
Kategorilerim
- ÖRGÜLER
- TURİZM
- BAYAN BERE ŞAPKA ATKI
- BAYAN ÇANTA MODELLERİ
- YAZLIK BLUZLER
- GELİNLİK MODELLERİ
- SAĞLIK
- DİYET
- MAKYAJ,MAKYAJ YAPMA VE PÜF NOKTALARI
- GÜNEŞ GÖZLÜKLERİ
- KREDİET
- FİNANS
- EĞİTİM
- EVLİLİK
- YAŞAM
- GENÇLİK
- ANNELİK
- MODA
- EV DEKORASYONU
- GÜZELLİK
- YAZARLAR
- OTELLER
- VİLLALAR
- BURÇLAR
- SEYAHAT
- TEKNOLOJİ
- İLETİŞİM
- MASALLAR
- YEMEKLER
- YAT
- SNOWBOARD
- SPOR
- LAXURY YATHS
- GOLF
- LAZER
- LAZER EPİLASYON
- MONEYVEB ,BREKENEN,HYPTHEKEN
- LUXURY VILLAS
- DUBAİ OTELLERİ
- LUXRY
- ELECTRONICS|
- SHADYSİDE INN SUİTES
- otomobil
- Etamin ve etamin modelleri
- saç bakımı
- şiirler
- cilt bakımı
- PİJAMALAR
- NEVRESİM TAKIMLARI
- UC4 White Papers
Arkadaşlarım
anne ve babaların en çok yaptığı yanlışlar
24/9/2008 · Kategori: GEN_LIK
Büyükler olarak çocuklarımıza karşı nedense çok sabırsız ve suçlayıcıyız. Farkında değiliz belki ama onlar bizden farklı bir boyutta yaşıyor. Lütfen onlara karşı suçlayıcı ve alaycı ifadeler kullanmaktan kaçınalım. Çocuk eğitiminde sosyal etki çok önemlidir. Güzel bir şey yaptığında onu öpmeniz, tebrik etmeniz, iltifat etmeniz onu teşvik edebileceği gibi; kötü bir şey yaptığında da biraz tavır koyarak veya soğuk davranarak belli bir yaptırım gücü oluşturabilirsiniz. Aileler, sosyal etkiyi hatalı kullandıklarında ise ciddi olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor. *** 1-SUÇLAYICI TAVIRLAR Çocuk büyürken doğru ve güzel olan davranışları yaptığı gibi, zaman zaman yanlış ve hatalı davranışlarda da bulunabilir. Çocuk yanlış yapar da biz ona sabırla doğrusunu anlatırsak ona çok şey kazandırabilir, yanlış zamanlarını doğruları öğrenebilmek için birer fırsat olarak kullanabiliriz. Böylelikle çocuk, hem doğrusunu öğrenir ve hem de hayata karşı daha güçlü hale gelir. Bizde ise maalesef çocuk hata yaptığında hemen yüzüne vuruluyor ve suçlayıcı aşağılayıcı tavırlar içerisine giriliyor. Hatta bazı anne-babalar daha etkili olsun diye bunu özellikle başkalarının yanında yapıyor. Tabii o zaman yıkım da o oranda büyük oluyor. Çocuk hiçbir zaman aşağılanıp küçük düşürülmemeli, hele hele bu başkalarının yanında asla yapılmamalı. Bunun yerine sıcak bir diyalog ile “Bak oğlum/kızım yaptığın bu davranış beni çok üzdü” şeklinde “ben” dili ile yapacağımız, onu anlamaya yönelik konuşma ile başlanmalı ve onun neden böyle bir şey yaptığı anlaşılmalıdır. Belki haklı bir gerekçesi vardır? Belki yaptığının yanlış bir şey olduğunu bilmiyordur bile.
2) HAKARETLER Çocukların, üzerlerine yazı yazılmamış beyaz kâğıtlara benzetildiğini hepimiz biliriz. Kâğıt boştur ve üzerine ne yazsan kalır. Atalarımız “Bir akıllı adama kırk kişi deli derse adam deli olur.” demişler. Sokakta yürürken aklı başında görünümlü ve kimi doktor, kimi mühendis, kimi öğretmen olduğunu bildiğiniz kırk kişi art arda “Deli misin kardeşim ne bu hal?” dese önce kendinizi kamera şakasında zanneder; ancak ortaya kamera falan da çıkmayınca şöyle durup bir düşünürsünüz. Deli olduğunuza kanaat getirmeseniz bile en azından “Acaba deli gibi mi davranıyorum, bu adamlar bana neden böyle dediler?” diye deli olup olmadığınız konusunda şüpheye düşebilirsiniz. İşte siz dahi böyle bir şüpheye düşerken, bembeyaz kâğıt misali o masum yavruya hakaretler edilmesi onun kişiliğinde ne gibi izler bırakır acaba diye hiç düşündük mü? Sürekli aptal, beceriksiz, geri zekâlı ve belki de bundan daha ağır hakaretler duyan ve bunlarla yetişen çocuk ileride nasıl kendine güvenen, atik, girişimci ve hepsinden önemlisi ruhen sağlıklı bir insan olacak?
***
3) ALAY ETME Birçok anne-baba çocuklarında gördükleri hatalı davranışı onunla alay ederek giderebileceklerini sanarak, yanılırlar. Tırnaklarını yiyen veya altını ıslatan çocukla alay edilerek manevi baskı oluşturulur ve bu sayede çocuğun bundan vazgeçeceği sanılır. Halbuki bu tür davranış bozukluklarında sorun, bizlerin alayları ile daha da pekişerek derinleşir. Bu tür davranış kusurlarıyla dalga geçmek yerine sorunu çözebilmek için doğru adımları atmak gerekir. Örneğin tırnak yiyen çocukların % 90’ı bunu ilgi çekmek için yaparlar ve anne-baba bu durumla ilgilendikçe pekişerek devam eder. Birçok tırnak yiyen çocuğun tedavisinde ebeveynlere ‘görmezden gelin’ tavsiyesinde bulunularak sorun giderilebilir. Bazı çocuklar da belli stres faktörleri nedeniyle tırnak yerler ki o zaman da stresi ortaya çıkaran faktörlerin üzerine gidilmesi gerekir. Yani çözüm kesinlikle alay etmeyle sağlanamaz. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
türk gençliğinin başı sivilcelerle dertte
24/9/2008 · Kategori: GEN_LIK
| |||||
15-30 yaş grubundaki gençlerde yapılan araştırmaya göre katılımcıların yüzde 84'ünün en önemli cilt sorununun sivilce olduğu görüldü. Sivilce ile karşılaşanların yüzde 35'i durumu orta ve yoğun olarak tanımlarken, yarısı ayda en az bir kere sivilce oluştuğunu dile getirdi. Yapılan araştırmada ortaya çıkan en ilginç sonuç ise birçok gencin hâlâ sivilcelerinden özel sabunlarla kurtulmaya çalışması. Araştırmada, orta ve yoğun yaşanan cilt sorunlarının gündelik hayatı olumsuz yönde etkilediği ve psikolojik açıdan rahatsızlık oluşturduğu ifade edildi. Katılımcıların sadece üçte biri tedavi olmak için herhangi bir yere başvurduğunu söyledi. Öte yandan sivilce ile mücadele için ağırlıklı olarak hâlâ özel sabunların kullanıldığı ortaya çıktı. Görüşülen kişilerin sadece yarısı sivilceyi bildiğini ifade ederken, bu oran kadınlar, 20-30 yaş arasındakiler ve İstanbul'da yaşayanlar arasında daha yüksek çıktı. Yaşanan cilt problemlerine karşı kişilerin kendi başına uyguladığı yöntemler arasında; "sıkmak", "cildi temiz tutmak" ve "sabun/özel sabun kullanmak" ilk sıraları aldı. Katılımcıların yüzde 36'sı ise yaşadığı durum karşısında herhangi bir önlem almadığını belirtti. Doktor yerine eczaneye gidiliyor Tedavi olmak için herhangi bir yere başvuranların oranı cilt rahatsızlığı yaşayanların üçte biri. Araştırma sonucunda ortaya çıkan tabloya göre cilt sorunu yaşayanların sadece yüzde 16'sı dermatolog yardımı alıyor. Diğerleri eczaneye gitmeyi tercih ediyor. Karşılaştığı cilt problemine karşı aldığı önlemlerle sorunu çözdüğünü ifade edenler yüzde 50'nin üzerinde. Ancak bu oran, cilt problemini orta ya da yoğun olarak yaşayanlar ile 15-19 yaş grubu arasında daha düşük. | |||||
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

